ÖLÜ OZANLAR DERNEĞİ

Ölü Ozanlar Derneği (1989), oldukça başarılı ve senaryosuyla epey ilgi çekmiş bir filmdir. Senaryosunun bu kadar iyi olması ona En İyi Özgün Senaryo Akademi Ödülü‘nü kazandırmıştır. Filmde, oldukça disiplinli, katı eğitim kurallarıyla bilinen ve saygın bir okul olan Welton Akademisi, öğrencilerinin okula yeni gelen edebiyat öğretmeni Bay Keating ile beraber nasıl bir değişim ve gelişimin süzgecinden geçtiğini görmekteyiz. Bay Keating, kalıplaşmış düşüncelerin dışına çıkmayı bir ilke edinerek okulun yöntemlerinin tamamen karşısında yer alır. Öğrencilerinin hayallerini ortaya çıkararak, onlara hayallerinin peşinden koşmaları için gerekli öz güveni aşılar. Bu aşılanan özgüvenle film boyunca öğrencilerin kendilerine ve hayata dair çok şey öğrendiğini, hayata karşı duruşlarının sağlamlaştığını görmekteyiz. Ancak Bay Keating’in yöntemleri okul tarafından pek de hoş görülmemiştir. Öyle ki bu onun okuldan atılmasına sebep olmuştur.

Filmi analiz ederken eğitimde göz önünde bulundurulması gereken konular ile film arasında bağlantılar kurarak bazı başlıklar hazırladık. Eğitim sisteminde dikkat edilmesi gereken unsurları ve bir eğitimcinin sahip olması gereken özellikleri başlıklar halinde belirttik. 

1) Öğrenci ve Öğretmen Arasındaki İlişki

Öğretmen ve öğrenci arasındaki ilişkide disiplin ve samimiyetin sınırlarının doğru çizilmesi gerekir. Öğretmen, öğrencinin doğru bilgiye ulaşması için öğrenciye yol gösterici bir görev üstlenir. Öğretmenin görevi: öğrenciyi bilgiye ulaştıracak yöntemleri öğrenciye göstermek ve öğrencinin potansiyelini açığa çıkarmak olmalıdır. Çağdaş eğitim yöntemlerinde artık terk edilmiş olan ezberci eğitim anlayışında öğretmen eğitimin ana ögesidir. Öğretmeni eğitimde merkeze almak öğrencinin öğrenme rolünü göz ardı etmek demektir. Böyle bir eğitim tarzında öğretmenin sözleri mutlak doğrudur ve katı bir disiplin söz konusudur. Filmde yer alan Welton Akademisi, işte bu eğitim anlayışına ve bu disiplinde öğretmenlere sahip bir okuldur. Öğrencilerin öğrenim ihtiyaçları ve farklılıkları göz ardı edilerek tüm öğrenciler için kesin ve katı bir yöntem uygulanmaktadır. Öğrenciler, kurallara sadece cezadan kaçınmak için uymaktadır. Oysaki cezadan kaçınmak için uygulanan bir davranış değişikliği kalıcı değildir. Öğrencilerin gelişim özelliklerinin de göz önünde tututlduğu, katı olmaktan uzak, ahlaki ilkelerin öğrencilere benimsetilmesi bu gençlerin hayatları boyunca daha erdemli davranışlara sahip olmasını sağlayacaktır. Öğretmen bir korku unsuru olmamalıdır. Öğrenci, öğretmenine danışmaktan çekinmemeli, ona sorular yöneltebilmelidir. Ancak bu sayede doğru bilgiye bir adım daha yaklaşacaktır.

Kısacası öğretmen ve öğrenci arasındaki ilişkide katı bir disiplin anlayışı yerine ılımlı bir disiplin ortamı oluşturulmalı ve öğrencinin öğrenme ihtiyaçları göz önünde bulundurulmalıdır. Eğitimde öğrenci merkezde olmalı ve öğretmen öğrenciye rehberlik etmelidir.

2) Öğrenciyi Merkeze Alan Bir Eğitim

Filmde okula yeni gelen edebiyat öğretmeni Bay Keating, öğrencilere o zamana kadar karşılaşmadıkları bir tutumla yaklaşmaktadır. Welton Akademisinde öğrenciler kitapta yazanlara bire bir bağlı kalmaktaydı ve öğretmenin ağzından çıkan her söz ezberlenmekteydi. Bay Keating öğrencilere hiç alışkın olmadıkları bir şekilde yaklaşmış, onlara sorular yönelterek çevrelerini ve öğrendiklerini sorgulamayı öğretmiştir. 

 Öğrenciyi merkeze alan bir eğitimde, öğrenci bilgiye ulaşmak için aktif bir role sahip olmalıdır. Öğrencinin ilgileri, öğrenme ihtiyaçları ve gelişim özellikleri göz önünde bulundurulmalıdır. Öğretmen, öğrencinin doğru soruları sormasını sağlamalı, hayata farklı açılardan bakmasına yardımcı olmalı ve ona farklı seçenekleri tanıtmalıdır. Öğrenci, sadece dinleyerek ve okuyarak değil bunlara ilaveten gözlemleyerek, deneyerek ve hissederek öğrenmeye dâhil olmalıdır. 

Ayrıca bir öğretmen, öğrencisine değerli olduğunu hissettirmeli ve onu cesaretlendirmelidir. Farklılıkları normal karşılamak, öğrencinin kendisini kabul edip öğrenmek için yeterli cesaret ve arzuya sahip olmasını sağlayacaktır. 

3) Öğretmenin Mesleğine Karşı Duyduğu Tutku ve Coşku

İşini seven ve gelişmeye açık bir öğretmenin, mesleğine olan tutkusu öğrenciler tarafından da fark edilecektir. Bir öğretmen, gençlere yeni bir bilgi kazandırmanın coşkusuyla ders anlattığında öğrencilerin üzerindeki etkisi artacaktır. Böyle bir öğretmen, öğrencileri için en doğru öğrenme yöntemini bulmaya çaba harcar, farklı yollar denemekten çekinmez ve öğrencilerin dikkatini öğrettiği bilgilere çekmeyi başarır. 

Bay Keating’i, Welton Akademisindeki diğer öğretmenlerden ayıran da bu özelliğidir. O, edebiyatı öğrencilere öğretmekle kalmıyor, hissettiriyor ve yaşattırıyordu. Öğrencilerinin her zaman yaratıcı düşünmelerini destekleyerek onlara öğrenmenin farklı yanlarını gösteriyordu.

4) Eğitimcinin Tarzı ve Özgür Düşünce

Her öğretmenin kendine has stratejileri ve anlatım tarzı vardır. Eğitimciler kendilerini sınırlandırmamalı, yeniliğe açık olmalı ve özgür olmalıdır. Bunun yanında kendi sesini kullanmalı, kendini bulmalıdır. Bay Keating tamamen kendisi olmuştur. O, öğrencilerin deyimiyle ‘kaptan”dır. Bu kaptanın kendine özgü bir dümeni, rotası vardır. Bay Keating kendi sesinin ötesine geçip öğrencilerin gizlenmiş sesi olmuştur. Onun sayesinde öğrenciler tek bir rotayı izlemek zorunda olmadıklarını anlamış ve kendi rotalarını çizmişlerdir.

5) Teknik Bilginin Yanında Yaşam Becerileri Kazandırma

Öğrencilerin sadece kendilerine dayatılan bilgileri ezberlemesi onları robotlaştırır. Hayatın içinden insani değerleri öğrencilere aşılamak, öğrencilerin daha iyi birer birey olarak toplumda sağlıklı bir yaşam sürebilmeleri için gereklidir. Her öğrenci biriciktir. Hepsinin farklı hayatları ve kişilikleri vardır. Öğretmenler, öğrencilerin öncelikle kendilerini tanımasına yardımcı olmalı ve kendilerini oldukları şekilde kabul edip bununla uyumlu yaşamaları için yol göstermelidir. Aynı zamanda öğrencilerin çevresine ve diğer insanlara karşı duyarlı olabilmeleri, olumlu duygu durumuna sahip olabilmeleri ve erdemli kabul edilen davranışları kazanabilmeleri önemlidir. Bunlar birer beceridir ve bu beceriler kitapta yazanları ezberleyerek edinilemez. Örnek almak ve deneyimlemek gereklidir. 

6) Öğrenci Psikolojisi

Eğitimde asla unutulmaması gereken önemli bir konu da öğrencinin psikolojik sağlığıdır. Öğrencinin seçimlerinden ve hayatından mutlu olması eğitimin bir tamamlayıcısıdır. Veliler ve okul tarafından dayatılan mesleki seçimler öğrencileri çoğu kez mutsuz etmektedir. Öğrencilerin gelecek kaygısı taşıması, hayallerini gerçekleştirememesi ve geleceğinin başkaları tarafından kontrol edilmesi onları karamsarlığa sürükler. Özgür düşünce ortamının yaratılması ve farklılıklara saygı duyulması işte bu yüzden önem kazanır. Eğitim sadece teknik bilgiye sahip ve tek tip meslekten bireyler yetiştirmek değil, mutlu yaşayabilen ve hayatta istediği şekilde var olabilen bireyler yetiştirmek demektir. 

7) Öğrenci, Veli ve Diğer Unsurların Etkileşimi

Bir insanın eğitimi ailede başlar. Ailede başlayan bu eğitim, bireyin bulunduğu her türlü ortamda devam etmektedir. Bu eğitim, bazen örgün bazen de yaygın olabilmektedir. Bireyin aileden sonraki en önemli eğitim yeri okuldur. Okul ve çevre, bireyin eğitiminde uyumlu bir şekilde ilerlemektedir. Okulda bulunan öğretmenin mesleki bilgisi ve becerisi ne kadar iyi olursa olsun diğer unsurlarla uyumlu bir iş birliği içerisinde eğitim faaliyetleri yürütülmezse sonuç beklenilenin altında olacaktır. Okul yönetiminin öğrenciler için gerekli öğrenme koşullarını sağlaması, öğrencileri özgür düşünceye yönlendirmesi gerekir. Aynı zamanda okul yönetiminin bunları en iyi şekilde gerçekleştirebilmesi için öğretmen ve velilerle iş birliği içerisinde olmalıdır. Okul yönetimi ve öğretmenlerin yanı sıra velilere de büyük görevler düşmektedir. Örneğin ebeveynlerin baskıcı bir otoriteden kaçınması, demokratik bir tavırla çocukları için hoşgörülü bir ortam sağlaması gereklidir. Ebeveynler, çocuklarına gelecek planları konusunda baskıcı olmamalı ve onlarla arkadaşça bir ortamda fikirlerini belirtmelilerdir. Onlara sadece bir danışman ve rehber görevini üstlenmelidirler. Eğer böyle olmazsa veli-öğrenci ilişkisi olması gerektiği gibi olmaz. Öğrenciye karşı yanlış bir davranış, öğrencinin aileden uzaklaşmasına sebep olacaktır. Filmde, öğrencilerden birinin babasının, çocuğunun hayallerine engel olması sonucunda onun hayattan kopmasına sebep olmuştur. Öğrencilere baskıcı bir şekilde değil bunun tam aksine sevgi ve anlayışla yaklaşılmalıdır.

İnceleme Yazarları :

Psikolojik Danışman Adayları

Seher GÜNTEMUR – Serra HELVACI

NOTLAR : 

1) Bu çalışma 10.02.2019 tarihinde “www.edbatoplulugu.com” adresinde yayınlanmış olup 14 972 okunma sayısına ulaşmıştır. “www.edbatoplulugu.com” sitesinin güncellenmesi kapsamında kapatılmasından dolayı içerikleri de bu siteye 14.07.2023 tarihinde taşınmıştır.

2) Yazının altındaki okunma sayacı 22.11.2023 tarihinde aktif edilmiştir. Burada belirtilen sayı (14 972) ile okunma sayacındaki sayının (alttaki) toplamı yazının gerçek okunma sayısını vermektedir. 

3) EDBA Topluluğu hem “www.edbatoplulugu.com” hem de “www.edbaacademy.com” sitesinin sahibidir. “www.edbatoplulugu.com” sitesi yerine yazılar artık eğitim ve yayın kuruluşumuz olan EDBA Akademi’nin resmî sitesi “www.edbaacademy.com”da yayınlanacaktır.

 

Okunma Sayısı: 64
Facebook
Pinterest
Twitter
LinkedIn